Google Reklamlari

Yengeç sepeti sendromu

Sahilde yürüyen bir adam, yengeç avlayan bir balıkçıya yaklaştığında kova içerisindeki yakalanmış yengeçleri görür.

Ancak şaşırtıcı olan kovanın üstü açıktır, kapağı yoktur.

Google Reklamlari

Bu duruma anlam veremez adam, çünkü üzeri açık kovadan yengeçlerin kaçabileceğini düşünür.

Balıkçıya sorduğunda “Evet, tek bir yengeç olsaydı, kesinlikle kaçardı. Ancak, pek çok yengeç varsa, biri kaçmaya çalıştığında diğerleri onu yakalar, kaçamayacağından emin olur, geri kalanlar da aynı kaderi yaşarlar.” yanıtını alır.

Tek yengeç kapaksız kovadan rahatlıkla çıkabilirken sayı arttıkça kaçış imkansızlaşır.

Çünkü birbirlerini yukarı itmek yerine, aşağı çekerek engellerler.

Sonunda kimse kazanamaz.

Bu durum, Yengeç Sepeti Sendromu’nun çıkış noktasıdır

Filipinliler arasında popüler olan kavram, ilk olarak aktivist yazar Ninotchka Rosca tarafından kullanılıyor.

Ben sahip değilsem, sen de olamazsın.”, “Ben başaramıyorsam, sen de başaramazsın.” anlayışını ifade eder.

Bazı insanlar, bencilce davranarak hırslarını ön plana alarak başarmanın yolunun başkalarını geride tutmak olduğunu düşünürler.

Kendileri ulaşamıyorsa, sizin de hayalleriniz, hedefleriniz uzak olmalıdır. İstekleri budur.

Rekabetçi duygularla, hasetlik ve kıskançlıkla çabalarınızı sabote etmeye çalışırlar.

Bu durumdaki insanlar ve toplumlar asla başarılı olamazlar.

Birbirimizin ayağını çekerek yada kaydırarak değil, ancak birbirimize el vererek, omuz vererek yükselebilir ve başarıyı yakalayabiliriz.

Bu sendromu önlemenin tek yolu sevgi, saygı ve paylaşmaktan geçer.

Toplumsal hayat paylaşmak üzerine kuruludur. İhtiyaçlarımızı tek başımıza karşılayamayız.

Paylaşmak ise sevgi kaynaklıdır, ancak birbirimizi severek ve birbirimize yardım ederek hayatı daha kolay hâle getirebiliriz.

BAŞKA BİR FIKRA: HEDİYE

Üç zengin yahudi kardeş annelerine doğum gününde birer hediye almaya karar vemişler.Hediyelerini yolladıktan sonra aralarında sohbet etmeye başlamışlar. Birincisi demiş ki;’ Ben anneme kocaman bir ev aldım’. İkincisi ‘Ben bir limuzin aldım ve bir de şöför tuttum.’

Üçüncüsü ‘benim hediyem hepinizinkinden güzel. Annemin Tevratı okumayı ne kadar sevdiğini ve gözleri iyi görmediği için artık eskisi gibi okuyamadığını biliyorsunuz. Ona bütün Tevratı ezbere bilen büyük kahverengi bir papağan gönderdim.

Onu eğitmek için 12 Haham 12 yıl boyunca uğraşmış. Tevratı ezberletmişler.Bu papağan için havraya 20 yıl boyunca 1 milyon dolar bağışlayacağım, ama buna değer. Annem sadece bölümün adını söyleyecek ve papağan ona ezbere okuyacak.’

Öbür kardeşler biz niye bunu düşünemedik diye hayıflanmışlar ve kıskanmışlarsa da bir şey dememişler.

Kısa bir süre sonra anneleri üçüne de birer teşekkür mektubu yazmış.

Birinciye,’Abraham, bu ev bana çok büyük geliyor.Tek bir odası yetiyor ama hepsini temizlemek zorunda kalıyorum.’

İkinciye ‘Mişon, yolculuk etmek için çok yaşlıyım, arabayı hiç kullanmıyorum ve şöför çok kaba.’

Üçüncüye ‘Solomoncuğum, annesini mutlu etmeyi bilen tek evladım sensin.Herşeyin büyük maddi hediyeler olmadığını gösterdin. Gönderdiğin tavuk çok lezzetliydi. Teşekkür ederim!’

Google Reklamlari

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir