Google Reklamlari

Kutuya girebilen en değerli hediye

Bir süre önce bir arkadaşım, üç yaşındaki kızını, bir rulo altın renkli kaplama kâğıdını ziyan ettiği için cezalandırmıştı. Durumları iyi değildi ve kızının, kâğıtları ağacın altına koyacağı bir kutuyu süslemeye harcaması onu çok sinirlendirmişti. Buna rağmen küçük kız, ertesi sabah hediyeyi babasına getirdi ve “Bu senin için babacığım.” dedi. Arkadaşım, gösterdiği tepki için kendini suçlu hissetti ama kutunun boş olduğunu görünce için için sinirlenmekten de kendini alamadı.

Kızına bağırdı: “Birine bir hediye verdiğin zaman içinin dolu olması gerektiğini bilmiyor musun?”.

Google Reklamlari

Küçük kız babasına yaşlı gözlerle baktı ve şöyle dedi: “Ama babacığım, kutu boş değil ki.

Ben kutunun içine öpücüklerimi üflemiştim. Hepsi senin için babacığım.”

Babanın içi paramparça olmuştu; kızını kucakladı ve onu affetmesi için yalvardı. Arkadaşım, bu altın renkli kutuyu yatağının başucunda yıllarca sakladığını anlattı bana. Ne zaman cesaretini kaybetse, kutunun içinden hayali bir öpücük çıkarıyor ve onu oraya koyan çocuğunun sevgisini hatırlıyordu. Gerçek anlamda bakmak gerekirse, hepimiz, arkadaşlarımız ve ailelerimiz tarafından bize sunulan, karşılıksız sevgi ve öpücüklerle dolu altın renkli kutulara sahibiz.

Dünyada sahip olabileceğimiz daha değerli bir şey olamaz.

Hayata iyi bakın.

BAŞKA BİR HİKAYE: BİN MİSKET TEORİSİ

Zaman ve geçip giden Hayat üzerine düşündürücü bir hikaye…

***

Genç adam yoğun iş temposundan iyice bunalmıştı. Vakit akşama yaklaşıyordu; ama mesai kavramına çok yabancı olduğu için evine ne zaman gideceği belli değildi.


Başını iki elinin arasına aldı, gözlerini sıkıca kapadı. Çok para kazanıyordu, yöneticiydi. Birçok insanın imrenerek baktığı bir konumdaydı. Ama yaşadığı hayatı, hayat olarak görmüyordu.

“Bu ne biçim hayat böyle!” diye söylendi kendi kendine. 

Hafta sonları dahi evine gidemiyordu. Toplantılar, iş seyahatleri, yazışmalar ve koşuşturmacayla geçen bir hayat. Ailesine vakit ayıramıyordu. Pek çok yakın dostunun adını dahi unutmuştu. 

Bu karamsarlık içinde kıvranırken, birden çekmecesindeki küçük radyosu aklına geldi. Radyoyu açtı. Yayınlanan müzik parçası ile biraz rahatladığını hissetti. 

Müziğin ardından yaşlı bir adamın konuşmasıyla gayri ihtiyari radyoyu kapatmak istedi. Ama birden durdu.

İlginç bir teoriden bahsedeceğini söylüyordu adam. “BİN MİSKET TEORİSİNİ”ni anlatacaktı. 

Merakla dinlemeye başladı: 

Birgün oturdum ve biraz aritmetik yaptım. Ortalama bir kişinin yetmiş beş yaşına kadar yaşadığını varsayalım. Biliyorum, bazıları daha çok, bazıları daha az yaşar. 

Ama biz yetmiş beş yıl yaşadığını düşünelim. Bir yılda 52 hafta olduğu için, 75’i 52 ile çarptım ve ortalama ömre sahip bir insanın tüm hayatında yaşadığı cumartesi sabah sayısı olarak 3900 rakamına ulaştım. 

Şimdi beni iyi dinleyin. En önemli kısmına geliyorum. Bütün bunları ayrıntılı olarak düşünmeye elli beş yaşında başlamıştım. Yaptığım hesaba göre bu yaşa kadar 2180’in üzerinde cumartesi yaşamıştım ve eğer yetmiş beş yaşına kadar yaşarsam, yaşayacağım cumartesi sayısı sadece bin adet olacaktı.

Bir oyuncak dükkanına gittim ve elindeki tüm misketleri aldım. 1000 adet misketi bir araya getirmek için üç tane daha oyuncakçı dükkanını ziyaret ettim. Bunları eve getirdim ve atölyedeki radyomun yanında duran büyük, şeffaf bir kavanozun içine hepsini doldurdum. 

O günden sonra, her cumartesi kavanozdan bir tane aldım. Misketlerin azaldığını gördükçe, hayatımdaki önemli şeyleri daha fazla DÜŞÜNMEye başladım. Anladım ki, dünyadaki zamanımın akıp gittiğini görmek kadar önceliklerimi düzene koymama hiçbir şey yardım edemez.”

Yaşlı adamın anlatıkları o kadar etkiliydi ki, genç iş adamı adeta dünyadan kopmuş, radyoya kilitlenmişti. 

Yaşlı adam şu cümlelerle konuşmasını tamamladı:

“Programı kapatmadan önce şimdi size son bişey anlatacağım. Bu sabah kavanozun içindeki son misketi de aldım. Eğer önümüzdeki cumartesiye kadar yaşarsam, bana biraz daha zaman verilmiş olacak. Unutmayın, hepinizin kullanabileceği en önemli şey, biraz daha fazla zamandır.

***

Bundan 20 yıl sonra, YAPTIKLARIN için değil, YAPAMADIKLARIN için üzüleceksin.

Halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. 

Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet.

Google Reklamlari

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir