Google Reklamlari

Kumdan kale

Bir yaz günü, plajda oturuyor, kumlarla oynayan iki çocuğu seyrediyordum. Her ikisi de, deniz kıyısında, kapılarıyla, kuleleriyle, tünelleriyle kocaman bir kale yapmak için beraberce harıl harıl çalışıyorlardı. Kale neredeyse tamamlanmışken, büyük bir dalga gelip kaleyi bozdu.

Her şey, bir anda ıslak bir kum yığınına dönüşmüştü. Bütün uğraşlarının bir anda gözlerinin önünde yok olduğunu gören çocukların göz yaşlarına boğulmalarını bekliyordum. Ama çocuklar beni şaşırttı. Ağlamak yerine, ikisi de kalkıp el ele tutuştular ve gülerek kıyıdan biraz daha uzaklaşıp yeni bir kale yapmaya giriştiler. Çocukların, o anda bana önemli bir ders öğrettiklerini fark ettim.

Google Reklamlari

Yaşamımızdaki her şey, yapmak için üstünde çok zaman ve enerji sarf ettiğimiz her karmaşık yapı, aslında kumdan yapılmışlardır. Sadece başka insanlarla kurduğumuz ilişkiler ayakta sağlam kalabilir. Er ya da geç, bir dalga gelip, kurmak için yoğun çaba sarf ettiğimiz çalışmaları anında yıkabilir.

“Böyle bir durum karsısında, sadece yanında tutacak bir eli olan insan gülümseyebilir…”

BAŞKA BİR HİKAYE: İLETİŞİMDE BEDEN DİLİNİN ÖNEMİ

Bir okulda öğretmenlere seminer veriyordum. 

25-30 öğretmen “U” düzeninde oturmuşlar, beni dinliyorlardı.

En önde oturan öğretmen seminer boyunca koltuğuna yaslandı, ayaklarını öne doğru uzatarak bacak bacak üstüne attı, suratını astı, gerdanını kırdı, kollarını kavuşturdu… 

Ve iki saat boyunca bu beden duruşunu hiç değiştirmeden baktı. 

Seminer bitti ve yanına yaklaştım: 

– Beyefendi lütfen bana küfür eder misiniz? dedim. 

Şaşırdı! 

– Rica ederim beyefendi, dedi. 

– Rica istemiyorum, sesli bir biçimde bana küfretmenizi istiyorum, dedim. 

Adamın şaşkınlığı daha da arttı. Ben konuşmamı sürdürdüm. 

– Yahu, dedim. Zaten iki saat boyunca bana küfür ediyorsunuz, bunu bir de sesli olarak yapın… Bana böyle küfür etmeniz umrumda değil. Ancak siz evde karınız ve çocuklarınıza, sınıf içinde öğrencilerinize de bu şekilde küfür ediyorsanız ben ona üzülürüm…” 

***

Gözleriniz ve diliniz başka şeyler konuşuyorsa, karşınızdaki insan “doğru” olanın ilk seçenek olduğunu anlamakta gecikmeyecektir.

BAŞKA BİR HİKAYE: BAŞARININ FORMÜLÜ

San Francisco Körfezi’ndeki bir okulda, okul müdürü üç öğretmeni çağırıp şöyle demiş:



“Siz üç öğretmen, sistemde en iyi ve en uzman kişiler olduğunuz için, doksan tane seçkin üstün zekalı öğrenciyi size vereceğiz. Bu öğrencilerin gelecek yıl da hızlarını korumalarını sağlamanızı ve çok şey öğrenmelerini bekliyoruz.”

Üç öğretmen, öğrenciler ve öğrencilerin anne ve babası bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünmüşler.

O okul dönemi, hepsinin özellikle hoşuna gitmişti.

Okul bittiği zaman öğrenciler bütün San Francisco Körfezi’ndeki diğer öğrencilere göre yüzde 20–30 daha başarılıydı.

Yıl sonu geldiğinde müdür, üç öğretmeni çağırıp onlara:

“Bir itirafta bulunmak istiyorum. En zeki öğrencilerin 90’ı sizde değildi. Onlar ortalamanın biraz üstünde öğrencilerdi. 90 öğrenciyi sistemden tesadüfen seçtik.

Öğretmenler, doğal olarak öğrencilerde görülen başarının kendi istisnai öğretme becerilerine bağlanması gerektiği sonucuna vardı.

“Bir itirafım daha var.” dedi müdür:

“Siz de en parlak öğretmenler değilsiniz. İsimlerinizi bir şapkanın içine doldurduğum kâğıtların arasından rastgele seçtim.

SİZ, İNANDIĞINIZ İÇİN BAŞARILI OLDUNUZ…


İstemek, başarıya giden yolda ilk adımı atmanızı sağlar. İnanmak ve çalışmak ise bu yolu tamamlamanızı…

Google Reklamlari

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir