Google Reklamlari

Evladım Beni Affet

Bundan birkaç gün önce bir erkek öğrencime Kuran-ı Kerim dersinde düzgün çalışmadığı için veryansın ettim, estim gürledim. Çocuk başı önünde beni sonuna kadar dinledi. Adeta ağlayacak gibiydi, bir gariplik vardı sanki. Çocuk donmuş kalmıştı. Daha sonra sesimi biraz yumuşatıp;

– Bak evladım bu işi sen tek başına yapamazsın, mutlaka evinizde bilen birinden yardım almalısın. Kuran bilen biri yoksa Diyanet İşleri Başkanlığının Kuran Portalınden yararlanabilirsin, diyerek sözlerimi tamamladım. Derken, ders zili çaldı kitaplarımı ve çantamı alıp aceleyle sınıftan çıktım.

Google Reklamlari

Arkamdan;

– Hocaaam… Hocaaaam….

Diye bir ses duydum. Dönüp bakınca az önceki öğrenci olduğunu gördüm. Daha o bir şey söylemeden;

– Çocuğum sana söylediklerimde anlaşılmayan bir şeyin kaldığını zannetmiyorum, lütfen dediklerimi yap, diyerek yürüdüm. Çocuk hala arkamdan koşuyor bir taraftan da;

– Hocam çok kısa konuşacağım, beni az dinler misiniz? deyince olduğum yerde durdum. Sizi dinliyorum diyerek sustum Çocuk;

– Hocam bizim evde internet bağlantısı yok, der demez;

– Evladım o zaman anne veya babanla çalış, diyerek yürümeye başladım. Tekrar arkamdan koşarak geldiğini görünce geri döndüm;

– Yine ne mazeret uyduracaksın, diye çıkışacak oldum. Çocuk iyice yanıma sokulup kimsenin duymasını istemeyen bir edayla iyice kulağıma yaklaşıp;

– Hocam benim babam intihar etti, annem de kısa bir süre sonra başka biriyle kaçıp gitti, biz iki kardeşimle evde yalınız kaldık. Ninem bizi evine aldı. Şimdi onun yanındayız, o da Kuran okumasını bilmiyor, deyince beynimden vurulmuşa döndüm. Bir yandan “Aman Allahım….. Aman Allahım…” derken öbür yandan çocuğu kucakladım. Çocuk ağlıyordu.

– Evladım beni affet, kusura bakma, diyebildim.

Daha sonra maddi durumlarını sordum, pek iyi değildi. Hemen çıkardığım bir miktar parayı eline tutuşturup,

– Evladım bundan sonra bir sıkıntın olduğunda doğrudan bana geleceksin, tamam mı, diye sıkı sıkı tembih ettim. Bu olaydan sonra çocuk birkaç kere daha yanıma geldi ve kendisini motive edici nasihatlerde bulundum. Çocuğun o günden sonra daha fazla çalıştığına şahit oldum. Demek ki az bir sevgi kırıntısı çocuğu harekete geçirmeye yetmişti. Öğretmen arkadaşlara tavsiyem sınıf içi farklılıkları lütfen dikkate alalım. Bu yavrucak gibi hayatın acımasız gerçekleriyle boğuşan ne masumlar vardır.

BİR BAŞKA HİKAYE: GÜNEŞ VE RÜZGARIN HİKAYESİ

Ders verici bir mini hikaye

Güneş ile Rüzgar, hangisinin daha güçlü olduğu konusunda tartışırlar. 

Ve rüzgar “Sana benim daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım” der.

“Şuradaki yaşlı adamı görüyor musun hani şu üstünde palto olan.

Bahse girerim o paltoyu 
üstünden senden çok daha çabuk söküp alabilirim.”

****

Bu denemeye razı olan güneş bir bulutun arkasına gizlenir ve rüzgar bir fırtına gücüyle esmeye 
başlar. Ancak rüzgar şiddetini ne kadar artırırsa yaşlı adam da paltosuna o kadar sarınır.

Sonunda rüzgar pes edip durulur ve güneş bulutun arkasından çıkarak yaşlı adama sıcacık gülümser.

Bunu gören yaşlı adamın yüzünde bir hoşnutluk ifadesi belirir.

Ve paltosunu çıkarır. 


***

İddiayı kazanan güneş rüzgara “DOSTLUK VE NAZİKLİK HER ZAMAN HAŞİNLİK VE  ZORBALIKTAN DAHA GÜÇLÜDÜR…” der.

Google Reklamlari

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir