Google Reklamlari

Çatlak Testi

Çin’de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna asılı testilerle dereden evine su taşırmış. Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış. Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış. Her seferinde bu kusursuz testi, adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve. 
Ama uzun bir yolu yürüyerek boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı, eve 
yarı dolu olarak varırmış. İki sene her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldururmuş, ama evine vardığında sadece 1,5 testi su getirirmiş. Tabii ki kusursuz, çatlaksız, mükemmel testi çok gururlanıyormuş vazifesini mükemmel yaptığı için. Fakat çatlağı olan zavallı kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş. İki senenin sonunda, yapması lazım gelen görevi yapamadığı düşüncesiyle ırmak kenarında adama;

– Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular evine gidene kadar sızıp gidiyor, demiş. 

Google Reklamlari

 Adam testiye;

-Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafinda hiç yok. Çünkü, ben başından beri senin kusurunu, çatlağını biliyordum. Senin tarafına çiçek tohumları ektim. Her gün o yolda ben su taşırken, sen onları suladın. İki senedir o güzel çiçekleri toplayıp, masamı süsledim. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı, evime böyle güzellik ve zerafet veremiyecektim diye cevap vermiş.

Hikayeden alacağımız ders: Her birimizin kendine has kusurları vardır. 
Hepimiz birer çatlak testiyiz aslında. Fakat, sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklar hayatlarımızı ilginç yapan, mükafatlandıran, renklendiren özelliklerimizdir. 

Etrafınızdaki her kişiyi, oldukları gibi kabullenin. Dışlarındaki kusurlara değil, içlerindeki güzelliklere bakıp, görün.

BAŞKA BİR HİKAYE: KIRLANGIÇ

Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık….. Tık……Tık.. 

Adam cama bakmış.Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.. Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış. Hey adam!Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum.Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen
pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam, demiş. Gerekçesi de pek sersemceymiş:

Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu! ?

Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam!

Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok ,yok ben seni içeri alamam demiş. Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş. İşim gücüm var, git başımdan. 

Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendirirm..

Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın, yanlızlığını paylaşırım, demiş. 

BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ!

Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş: Ben yalnızlığımdan memnunum, demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş..Düpedüz kovmuş.

Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş: Hay benim akılsız başım; demiş.Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma , keyifli vakit geçirirdik birlikte.

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama…… Onunki hiç görünmemiş. Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir  bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

‘KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ 6 AYDIR….’

HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELİNİZE GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER!

HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ KARŞINIZA ÇIKAR; DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER! VE ASLA GERİ DÖNMEZLER!

Dikkatli olun….!!!! Farkında olun…..!!!!!!!!!! Ve bir düşünün bakalım; Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?…..

Google Reklamlari

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir