Google Reklamlari

86.400 saniye! (muhteşem)

Bankada bir hesap sahibi olduğunu düşün, hesabına her sabah 86.400 dolar para yatırılıyor, fakat bu paranın hepsini akşama kadar harcamak zorundasın, ertesi güne transfer edilemez.

Paranı kullansan da kullanmasan da hesap her akşam sıfırlanıyor. Ne yaparsın?

Google Reklamlari

Tabii ki hepsini en iyi şekilde harcamaya çalışırsın;

İşte Hepimiz, Zaman adlı bu bankanın müşterileriyiz; Her sabah 86.400 saniyeye sahip oluyoruz; yarına transfer edilemez, geri dönüş yok, saniyelerini şu anı yaşayarak en iyi şekilde tadını çıkararak harca.

Mutluluk için harca….. Zaman kaçıyor. Her günün için en iyisini yap.

Bir senenin değerini anlamak istiyorsan ÖSS sınavını kazanamamış bir öğrenciye sor.

Bir ayın değerini anlamak için, erken doğum yapan bir anneye sor.

Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir çilekeşe…

Bir saatin değerini anlamak için, kavuşmayı bekleyen sevgililere sor.

Bir dakikanın değerini anlamak için, trenin kaçıran yolcuya sor.

Bir saniyenin değerini anlamak için, bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.

Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlamak için olimpiyatlarda altın madalyayı kaçıran koşucuya sor.

İşte bu yüzden her anını değerlendir, her dakikanı çok özel insanlarla paylaş. Bu çok kıymetli zamanına ortak edebileceğin kadar özel insanlarla.

Unutmayın! 

Zaman hiç kimse için durmaz.

BAŞKA BİR HİKAYE: Tek Kollu Şampiyon

Japonya’da bir çocuk, 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmis ve sol kolunu kaybetmiş.

Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış.

Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş.

Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya’nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..

Hoca: Getir çocuğu bir bakalım, demiş.

Ertesi gün baba-oğul hocanın yanına gitmişler…

Hoca çocuğu süzmüş ve:
– Tamam demiş. Yarın eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz.

Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve:
– Bu hareketi çalış, demiş.

Çocuk bir hafta aynı hareketi çalışmış…

Sonra hocasının yanına gitmiş.
– Bu hareketi ögrendim, başka hareket göstermeyecek misiniz? diye sormuş.

Hocanın cevabı:
– Çalışmaya devam et olmuş…

2 ay, 3 ay, 6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş.

Çocuk bu bir yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış.

Hocanın yanına tekrar gitmiş:
– Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum, bana başka hareket göstermeyecek misiniz?
– Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz..

2 yıl, 3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10. yılını doldurmuş. Bir gün hocası yanına gelip:
 Hazır ol!, demiş. Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!’… Delikanlı şok olmuş.

Hem sol kolu yok, hem de judo da bildiği tek hareket var.

Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş, ama hocasına saygısından ses çıkarmamış.

Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış.

Derken… İkinci, Üçüncü maç…

Çeyrek, yarı final ve final…

Finalde delikanlının karşısına ülkenin son on yılının yenilmeyen şampiyonu çıkmış..

Delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş:
– Hocam hasbel kader buraya kadar geldik. Ama rakibime bir bakın hele… Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var…
Bu kadar bana yeter…Bari çıkıp da rezil olmayayım. İzin verin turnuvadan çekileyim…

– Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de onurunla yenil.

Çaresiz çıkmış müsabakaya.

Maç başlamış. Delikanli yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak.!

Yenmiş rakibini şampiyon olmuş.

Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş:
– Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım?
– Bak oğlum, 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir!

Bunu anlatan dostumuz bir de şunu ekledi:
– İnsanların eksiklikleri bazen, aynı zamanda en güçlü tarafları olabilir…
Ama yeter ki bu eksiklik kafalarında olmasın!

Google Reklamlari

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir